Uçurtmanın Kuyruğundaki Umut
15 November 2009 Yazan Yönetici
Kategori Saydal Uysal

yerle buluşurdu gözlerin hep,
suskundun.
bakışlarında ürkeklik…
küçük yüreğin kaldıramayacağın yüke hamal,
ve birgün sıkıldın tüm geçmişten!
yeniden başladı zaman…
hayaller üretmeye başladın.
beklentiler, umutlar…
yaşamı giderek daha çok sevdin.
umut diye bir uçurtma yaptın,
saldın maviliklere…
kuyruğu rüzgara aşık,
her gün buluşturdun onları,
buluşturmak istedin,
kimi zaman zorla…
mavilik dediğin hayatında umut uçurmanı zorla uçurtmak istedin!
iyi de ettin be çocuk!
iyi de ettin…
ilk bakışlarda garipsedin ama alıştın be çocuk…
uçsuz mavilikler karaya çalsa da,
umuduna destek bir rüzgar olmasa da
uçurtmanın kuyruğundaki umudunu,
her gün gökyüzüne sal be çocuk!
çünkü,
gökyüzün her zaman rengarenk umutlarla dolmalı!
Saydal UYSAL – www.edebiyatkonagi.net
Ben olmanın dayanılmaz hafifliği…
13 November 2009 Yazan Yönetici
Kategori Ahmet Salih SARIKAYA
Merhaba azimli, gayretli, sabırlı kardeşim,
Mektubuna ancak cevap verebildim. Popüler kültürün bir parçası olmaktan bir anlığına da olsa kurtulup sağlam kafayla sana yazabilecek zamanı bulmak doğrusu çok zor oluyor. Ama bunun bana zahmet verdiğini sakın düşünme. Son mektubunda zamanımın kısıtlılığını düşündüğün için yazmaktan vazgeçeceğini söylemişsin. İnan çok üzüldüm. Biliyorsun ki böyle bir durum söz konusu olduğunda bunu hiç çekinmeden söylerim. Bilakis bu yazışmalar benim bir anlığına da olsa etrafımı çevreleyen seslerden uzaklaşarak kendimle baş başa kalmamı sağlıyor. Bana kalbimin derinliklerinden gelen sesleri dinleme fırsatı veriyor. Bu nedenle sürekli bahsettiğin bu mektupların sana olan faydasından daha çok bana katkı sağlıyor. Ruhumu dinleyerek bir anlığına da olsa şu zor günlerde içimi ferahlatıyor. Çünkü bu zamanda konuşup, dertleriyle hemhal olacağın dostlar bulmak gerçekten çok zor oluyor.
Son zamanlardaki yalnız kalma isteğini anlayabiliyorum. İnsanların sanki sana düşman olduklarını düşünmeye başladığından bahsediyorsun. İnan, ne diyeceğimi bilemiyorum. Ama şu gerçeğin farkındayım ki; sen toplumun ve popüler kültürün dışında da bir zevk olduğunu artık tattın. Bu zamandan sonda eski arkadaşlarının seni anlamaması çok doğal. Onların seni ikiyüzlü olmakla suçladığından bahsediyorsun. Bunu fazla dert etmemelisin bence. Çünkü inanıyorum ki onlar da belli bir zaman sonra sendeki bu değişimi fark edecek ve sana hak vereceklerdir. Sen aklın ve iradenin dışında bir gerçeği duyumsamaya başladın. Bu da seni zamanla daha önce madde planında değer verdiğin her şeyden uzaklaştırıyor. Her şeyin maddi kıstaslarla ölçüldüğü arkadaşlık ortamları da artık seni tatmin etmiyor. Bu yüzden artık eski arkadaşların tarafından itiraflara maruz kalacak ve zaman içinde onlardan uzak düşeceksin. Ama inanıyorum ki sen bunları çok kısa bir zamanda aşacak ve tüm bu eksiklik ve yalnız bırakılmışlık duygularından kurtularak gerçekten değerli eserlere imza atmaya başlayacaksın.
Bir gerçeği kabul etmemiz gerekiyor ki biz artık ne kadar istesek de herkes gibi olamayız. Toplumun dışında bir zevki olduğunu anlamak, onlardan ayrı da yaşanabileceğini görmek uzun bir süre bizi daha da uzaklaştıracak belki de. Ancak kendi sınırlarımızı çizerek tekrar kabuğumuzdan çıkana kadar buna da gerçekten ihtiyacımız var sanırım. Başkalarının ne dediğine değil kendimizin ne olduğuna bakarak yola devam etmemiz gerekiyor. Başkalarıyla uğraşmaktan bu zamana kadar kendimizi hep ihmal etmişiz gibi geliyor.
Gerçekler perde arkasından görünmeye başladıkça ne kadar hazin bir durumda olduğumuzu ve içinde yaşadığımız çevrenin felaketini daha iyi idrak etmeye başlıyoruz. Bu nedenle yaşadığımız boğukluk zannederim bu gerçeklerin kendisini göstermesinden kaynaklanıyor. Bunları görmek bir süreliğine üzse de eminim ilerisi adına gerçekten faydalı olacaktır.
Artık bundan sonra daha dikkatli ve sadece içimizden geldiği gibi yaşayabilmek temennisiyle… En kısa zamanda mektubunu bekliyorum. Hoşça davran kendine… Kalbinin ve zihninin sahibine emanet… vesselam… veddua… (12.11.2009-02:50)
—
Uzayıp giden bir yokluk
Uzayıp giden bir yoklukta buldum kendimi,
Aşamadım bir türlü alçaltan nefesimi,
Değiştim tüm varlığımı hiçliğe karşılık,
Ancak keşfettim yokluk ateşinde kendimi.
—
Ben yabancılaşınca anladım gerçekleri,
Uzak kaldıkça tattım o en güzel günleri,
Herkesin içinde ben oluvermiştim yine,
Duydum yüksek tepeden o en tatlı günleri…
—
Kendim olunca anladım farklı olduğumu,
İçimde bir dev buldum, o benlik boşluğumu,
Bir münzevi yalnızlık bana panzehir verip,
Doğrulttu, düştüğüm o gün bükülen boynumu.
—
Ahmet Salih Sarıkaya – Edebiyat Konağı



