“Türk Edebiyatı” dergisi
16 December 2009 Yazan Yönetici
Kategori Türk Edebiyatı
Sevgili Türk Edebiyatı okuyucuları,
Mayıs sayımız bir röportajla başlıyor. Yunus Emre üzerinde yaptığı çalışmalarla tanıdığınız Gazi Üniversitesi öğretim üyelerinden Dr. Mustafa Tatçı’yla arkadaşımız Bahtiyar Aslan konuştu. Yunus Emre külliyatının edisyon kritikli bir neşrini de gerçekleştiren Tatçı, hem kendisinin Yunus Emre’yle yaşadığı macerayı, hem de bu büyük şairin Fuat Köprülü tarafından keşfedildiği tarihten beri Türk aydınları tarafından nasıl farklı şekillerde yorumlandığını anlattı. Röportajı takip eden yazılardan biri, Dergâh Yayınları tarafından kısa bir süre önce yayımlanan Bir Eski Zaman Efendisi İbnülemin Mahmud Kemal İnal: Kemâlü’l-Kemâl adlı eser üzerine M. Selim Gökçe’nin kaleme aldığı bir tanıtmasıdır. Genel okuyucunun Sefine-i Evliya adlı eserinden tanıdığı Hüseyin Vassaf tarafından yazılan ve yazıldığı tarihten bu yana yazma olarak bekleyen Kemâlü’l-Kemâl, kültür hayatımıza İsmail Kara ve Fatih M. Şeker tarafından kazandırıldı. Bu vesileyle, ben de, İbnülemin Mahmud Kemal Bey’in Beyazıt Bakırcılar’daki ünlü konağında pazartesi geceleri düzenlediği musiki meclislerinden birine hayalen katıldım. “Darülkemal’de Bir Kış Gecesi” başlığını taşıyan ve aslında yazmakta olduğum bir kitabın bölümlerinden biri olan bu yazıda anlatılan sahne, yaşanmış olaylardan hareketle yeniden kurgulanmıştır. Uzun bir aradan sonra “Redif: Teklif Değil Israr” başlıklı yazısıyla aramıza yeniden katılan Nazan Bekiroğlu, şiirimizden çoktan kovulmuş olan “redif”i savunuyor ve Türk şiirinde redifin rolünü kendine has üslûp ve yaklaşımla anlatıyor. Asım Öz, İskender Pala’nın son romanı Katre-i Matem hakkında bir değerlendirme yazdı. Hülya Atakan ise “Bahar Satıcıları” adlı denemesinde bizi çiçeklerin zengin dünyasında zevkli bir yolculuğu çıkarıyor. Hatice Bilen Buğra’nın “Anneler Günü” ve Sevgül Yılmaz’ın “Umut” adlı hikâyelerini heyecan duyarak okuyacağınızdan eminim. Prof. Dr. Tahsin Görgün’ün “Felsefe ve Edebiyat” başlıklı yazısını, felsefeye de ilgi duyan edebiyat severlerin dikkatle okumalarını tavsiye ediyorum. Görgün, felsefenin “kendinde düşünce”yi ifade etmekle beraber, dile getirildiğinde edebiyatın bir parçası hâline geldiğini, bu açıdan bakıldığında edebiyatın da felsefeyi içerdiği görüşünü -Tanpınar örneğinden hareketle- savunuyor. Hüseyin Bayçöl de, aynı zamanda bir fikir adamı olan şair Ebubekir Eroğlu’nun Çalkantı ve Dalga adlı eserini değerlendirdi. Dergimizde imzasına daha önce rastlamadığınız genç bir yazarın, Nurçin Yıldız’ın Elif Şafak’ın Amerika ve Türkiye’de “best-seller” olan yeni romanı Aşk hakkındaki eleştirisine özellikle dikkatinizi çekiyorum. Hüseyin Yorulmaz, bir zamanlar Nurettin Topçu çevresinde yer alan ve rahmetli Fethi Gemuhluoğlu gibi, bir nesli derinden etkileyen Rahmi Eray’ı anlattı. Orhan Okay hocamızın albümünden bir fotoğrafla birlikte yer verdiğimiz bu yazıda, kültür dünyamızda yeraltı sularının nasıl aktığına dair ipuçları bulacaksınız. Çocuk Vakfı Başkanı Mustafa Ruhi Şirin’in geçen ay bir bölümünü sunduğumuz, merhum Mimar Turgut Cansever’i ve onunla birlikte yaptığı çalışmaları anlattığı günlüklerinin ikinci ve son bölümünü de bu sayıda okuyacaksınız. Bu sayıda “Resimli Türk Edebiyatı” köşesinde, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın öğrencisi Ahmet Muhip Dıranas’la birlikte, Ankara’daki Taş Mektep’in önünde çekilmiş ilgi çekici bir fotoğrafını bulacaksınız. “Sahafların Dünyasından” başlıklı yeni köşemizde de Yusuf Çağlar’ın “Şatranc-ı Urefa” hakkında ilgi çekici bir yazısı var. Muhyiddin İbnü’l-Arabi tarafından geliştirilen bu oyunda “Seyr ü Sülûk” anlatılmaktadır. Tasavvuf çevrelerinde yüz yıldır oynanan bu satrancın mahiyetini öğrenmek isteyenler Çağlar’ın yazısını mutlaka okumalıdırlar. Bu sayımız şiir bakımından da hayli zengin: Selim G. Dedeoğlu, İsmail Aykanat, Ali Osman Dönmez, Ali Osman Kurun, Fatma Çolak, Sami Çevik ve Kosova’dan Zeynel Beksaç şiirleriyle katkıda bulundular. Ve Kırkambar’ımız her zaman olduğu gibi dopdolu. Hasbıhal’i noktalamadan yazarlarımızdan bir ricamız var: Lütfen, gönderecekleri yazıların boşluklu 15 bin karakteri geçmemesine dikkat etsinler. Uzun yazılar, hem dergiyi hantallaştırıyor, hem de daha fazla yazıya yer vermemizi engelliyor. Daha güzel sayılarda buluşmak üzere hoşça kalınız. Muhabbetle, efendim.
Beşir Ayvazoğlu



