Yazarların İstanbul’u

31 December 2009 Yazan Yönetici  
Kategori Gezi, Gezi, Haberler, Yeni Çıkanlar

Ahmed Midhat Efendi, Ahmet Rasim, Abdülhak Şinasi Hisar, Sait Faik ve Sâmiha Ayverdi’nin eserlerindeki İstanbul ayrı ayrı beş kitap oldu. Kitapların arasında dolaştıkça gözünüzün önünde büyük bir İstanbul rüyası canlanıyor.

‘Her İstanbullu az çok şairdir’ diyen Tanpınar’a öncelikle hak vermek lazım. Zira bu şehir, dünyanın en çok ilham veren mekânlarından biri. Ahmed Midhat Efendi, Ahmet Rasim, Abdülhak Şinasi Hisar, Sait Faik ve Sâmiha Ayverdi için ‘İstanbul yazarları’ listesinin en tepesinde olan isimler diye söz etsek kimse kırılmaz, darılmaz. Bu velut şehirden kaplarınca istifade eden yazarlar, geride okundukça insanın içinde kaybolduğu bir dünya bıraktılar diyebiliriz. Her biri İstanbul’u yaşamış, şehrin gündelik hayatını, mimarisini, geleneklerini, semtlerini, kültürünü, insanlarını tek tek gözlemlemiş, sonrasında buradan devşirdiklerini eserlerine konu etmiş.

Rivayet odur ki; İstanbul ya çok sevilirmiş ya da hiç sevilmezmiş. İstanbul’u çok seven bu beş yazarın eserlerine konu ettiği zenginlikleri bir vakte kadar derli toplu görmek zordu. Ta ki İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ, sessiz sedasız beş kitap yayımlayana kadar. Büyük bir hayalin içine sürükleyecek bu eserlerin isimleri bile kitaplığınızda minik bir yer açmanız için yeter. ‘Türk Edebiyatında İstanbul Serisi’ üst başlığıyla yayımlanan Sait Faik’in İstanbul’u (Yeşim Özdemir), Sâmiha Ayverdi’nin İstanbul’u (Zeynep Uymur), Ahmed Midhat Efendi’nin İstanbul’u (Mehmet Doğanay), Abdülhak Şinasi Hisar’ın İstanbul’u (Şafak Güneş Gökduman), Ahmet Rasim’in İstanbul’u (Çilem Tercüman) adlı kitaplar, İstanbul’u adı geçen usta yazarların eserleri üzerinden anlatıyor.

Danışmanlığını Prof. Dr. Fatih Andı’nın yaptığı bu kitapların bir gazete sayfasına sığmayacak kadar derinlikte olduğunu baştan söyleyelim. Kitapların arasında dolaştıkça gözünüzün önünde hemencecik büyük bir rüya canlanıyor. Hayatın hay u huyu arasında İstanbul’a dair yitip giden veya şimdilerde ıskaladığımız pek çok güzellik kendini açık ediyor. İstanbul’un asıl çehresi, tüm ihtişamıyla kimi zaman siyah beyaz fotoğraflar eşliğinde kitaplarda beliriyor. Dünyanın en yaşlı şehirlerinden olan İstanbul için söylenecek ne çok şey var. Kitapları yan yana dizince büyük bir İstanbul manzarası tamamlanıyor. Her yazar bu şehrin ayrı bir ayrıntısına odaklanmış, İstanbul’u sanatının tükenmez bir malzemesi olarak kullanmış.

Ahmet Rasim’in İstanbul’unda dolaşırken ev ve toplum hayatı; Sâmiha Ayverdi’nin İstanbul’unda halk inançları, merasimler, ev halleri, mahalle hayatı, Ramazanlar, bayramlar; Hisar’ın İstanbul’unda Boğaziçi medeniyeti; Ahmet Midhat Efendi’nin İstanbul’unda şehrin mimari özellikleri, semtler, mevsimler ve konak hayatı; Ahmet Rasim’in İstanbul’unda hayatın devreleri, şehrin eğlence hayatı, adab-ı muaşeret, bayramlar; Sait Faik’in İstanbul’unda ise öyküleri üzerinden bir İstanbul portresi yer alıyor.

Abdülhak Şinasi Hisar (Boğaziçi Mehtapları):
“Bazen biraz sisli görünüşü, mavi ve dalgalı suları, bunlara benzeyen, ufak ufak dalgaları andıran, kesik kesik rüzgârlı, ince, mavi havasiyle, İstanbul’unkinden daha ziyade şimalli tabiatiyle, güzelliği dünyada eşsiz olan Boğaziçi, barındırdığı bu tabiat âşıklarına her mevsimin, her gününün ve her gecesinin ayrı ayrı tatlarını verir.”

Sâmiha Ayverdi (Ne İdik Ne Olduk):
“Artık evlerin saçak altında Ya Hafız levhaları yok. Odalarının duvarlarında ise Kur’an-ı Kerim’lere, cüz keselerine, Hilye-i Şeriflere, evdeki sedirlerin üstünde ise rahlelere, sevahiden minderlere, sırma ve ipek işlemeli yağlıklara pek rastlanmıyor.”

Ahmed Mithat Efendi (Müşâhedât):
“Şu Beyoğlu ne yaman memlekettir. Avrupa romancıları Paris’e gözlerini dikmişlerdir. Ama bizim Beyoğlu birçok cihetlerce Paris’ten yamandır. Hangi tarafına bakılsa bir roman görülür. Hangi adama tesadüf edilse mutlaka bir romana taalluku vardır.”

Ahmet Rasim (Külliyat-ı Say’u Tahrir Makalât ve Musâhabât I):
“Çiçekçinin üzerini arayabilirseniz yerli ıtriyat fabrika ve müstahzarlarımızın şişelerini bulabilirsiniz. Çiçekçi satamadığı, günlerce işportasında taşıdığı o solgun ezhârı bu türlü kokuların sulusuyla ta’tir ederek arada eline bir taze dal veya sap alarak: Misk kokuları diye bağırıp duruyor.”

Sait Faik Abasıyanık (Dolapdere):
“İstanbul’un semt adları yok mu? Bayılırım onlara. Ne güzelleri vardır. Yalan da olsa, yanlış da olsa, bu semt adlarından insanın muhayyilesine bir şeyler üşüşür. Başka yönlerden gelmiş anılar kaynaşıverir içimizde. Bir filmdir başlar dönmeye beynimizin karanlığında.”

Musa İğrek

Bursa’nın bütün geçmişi bu kitapta

Bursa’nın sosyal ve kültürel hafızasını içinde barındıran Bursa Kütüğü, 60 yıl sonra okuyucuyla buluştu.

1930-1950 yılları arasında Kamil Kepecioğlu tarafından kaleme alınan 4 ciltlik eserde şeriyye sicilleri, yazma ve matbu evraklar, şifahi bilgiler, kısacası Bursa’nın maddi ve manevi kültürüyle ilgili her türlü bilgi yer alıyor. Bursa Kütüğü, 1940′larda Uludağ Dergisi’nce fasiküller halinde yayımlanmaya başlanmış, ancak devamı gelmemişti. 1986 yılında Bursa Ticaret Borsası’nın teşvikleriyle yeniden çalışmalara başlandı. Aslı Osmanlıca olarak Bursa Yazma ve Basma Eserler Kütüphanesi’nde bulunan eser, uzun çalışmalar sonunda Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından kültür dünyasına kazandırıldı.

Bursa Kütüğü, cumartesi günü Ördekli Kültür Merkezi’nde yapılan bir toplantı ile tanıtıldı. Toplantıda konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, “Şehirlerin hafızası neye kurgulanıyorsa, medeniyetlerin biçimi de ona göre şekillenmektedir. Dolayısıyla şehirlerle ilgili araştırmaların kıymeti de yükselişe geçmiştir. Bursa’nın tarihi, sosyal ve kültürel hafızasını günümüze taşıyan Bursa Kütüğü, geçmişimize ışık tutması ve tarihin gelecek nesillere aktarılması açısından çok önemli bir yapıttır.” dedi. Toplantıda eserin yayına hazırlanmasında katkıları olan Prof. Dr. Mustafa Kara, Prof. Dr. Hüseyin Algül, Prof. Dr. Osman Çetin, Prof. Dr. Mefail Hızlı ve Doç. Dr. Asım Yediyıldız’a plâket verildi. (0224 253 26 46)

60 yıl sonra basıldı

Prof. Dr. Mustafa Kara “Her kitabın bir kaderi vardır. Bu, Bursa Kütüğü için çok doğru bir sözdür. 60 yıldır basılma aşamasındaydı. Biz de 1986′da yeniden başladık. Zaman zaman bunaldığımız anlar oldu. Sonunda kentin geleceğine ışık tutacak bu eseri tarihimize kazandırmış olduk.”

Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu: “Bursa Kütüğü’nü kaleme alan Kamil Kepecioğlu, Osmanlı arşivlerinin ilk tasnifini yapan kişilerden biridir. Bir devletin tarihi ancak geriye bıraktığı belgelerle yazılabilir. Bu gibi eserlerin kültürümüze kazandırılması geleceğimize güvenle bakılması için büyük önem taşıyor.”

Beşir Ayvazoğlu: “Bursa Kütüğü’nü Eski Eserler Kütüphanesi’nde incelemiş ve neden neşredilmediğini düşünmüştüm. Kendi kültürümüzle ilişkimiz, yabancılarınkinden farklı değil. Bu gibi kırılma dönemlerinde toplumlar travmalar yaşarlar. Bu tür eserler travma dönemlerinin aşılması için önemlidir.”

Mustafa Armağan: “Yıllar önce Bursa Eski Eserler Kütüphanesi’nde okuduğum Osmanlıca belgelerin kitap haline getirilmesinden çok mutluyum. Şehri sevmek için o şehri tanımanız gerekir. İnsan tanımadığı bir şehri sevemez. Gelecek nesiller bu eseri okuyarak şehirlerini tanırlar.”

Turkish Book Review 5

25 December 2009 Yazan Yönetici  
Kategori Kitap Tanıtımı, Yeni Çıkanlar

Plan B. İletişim Yayıncılık;
İstanbul, 2009, 19 x 28 cm, 142 sayfa, Türkçe, Karton Kapak.

Türkiye’nin tek İngilizce kitap tanıtım dergisi Turkish Book Review’un beşinci sayısı çıktı!

Frankfurt Kitap Fuarı’nda ve yurt dışındaki diğer büyük uluslararası kitap fuarlarında sergilenen dergi, edebiyatımızın yurt dışına açılan penceresi olarak tanımlanıyor.

“…Türkçeden çevrilecek kitaplar konusunda arayış içinde olan yayınevlerinin, ajansların ve çevirmenlerin ilk başvuracakları kaynak durumunda. Türk edebiyatında ve kültür hayatında neler olup bitiyor, dikkate değer kitaplar hangileridir, Türk edebiyatının yol haritasındaki belli başlı isimler kimlerdir, hep Turkish Book Review’da cevaplarını buluyor.” Mehmet Kalpaklı, Bilkent Üniversitesi

Beşinci sayıda, Ortadoğu’da edebiyat, kültür ve politika üzerine özel bir dosya hazırladık. Bu dosyada George Messo, Necip Mahfuz, Mahmud Derviş gibi önemli yazarları inceledi; Akif Kireççi ise modern Arap edebiyatını inceledi. Victoria R. Holbrook’la, Şeyh Galip’in Hüsn-ü Aşk adlı eserinin çevirisi üzerine, Doğan Hızlan’la Türk edebiyatının yurtdışında tanıtımı üzerine birer söyleşi yaptık. Ersan Üldes’in Türk romanında postmodernist yaklaşımlarla ilgili incelemesi, Nilüfer Mizanoğlu Reddy’nin “Adalet Ağaoğlu’nu İngilizce’de Okumak” başlıklı makalesi, Yusuf Eradam’ın Oktay Rifat’ın şiiri üzerine incelemesi, Fransızca öyküleri yayınlanan altı genç Türk yazarı üzerine Emma Foulger’ın yazısı, Apollinaria Avrutina’nın Orhon ve Yenisey yazıtlarıyla ilgili incelemesi, Altay Öktem’in “2000’li Yılları Sarsmaya Aday Şairler” başlıklı makalesi, Cudi Genç’in “Türk Halk Müziği” başlıklı yazısı ve Selva Suman’ın “Yüzyıllar Boyunca İstanbul ve Sanat” başlıklı makalesi bu sayıda yer alan yazılardan birkaçı. Beşinci sayıda tanıtılan yazarlardan bazılarıysa şunlar: Mim Kemal Öke, Talat S. Halman, Muazzez İlmiye Çığ, İskender Pala, Mustafa Balbay, Aslı Erdoğan, Özen Yula, Tahir Alangu, Ahmet Davutoğlu, Kemal H. Karpat, Ayşegül Devecioğlu, Şükran Kuyucak Esen, Muammer Kırdök, Mümtaz Mehmet Tütüncü, Ali Özuyar, Aziz Nazmi Şakir-Taş.

25 December 2009 Yazan Yönetici  
Kategori Kitap Tanıtımı, Yeni Çıkanlar

Selman Kayabaşı, Timaş Yayınları;
İstanbul, 2009, 14 x 20 cm, 284 sayfa, Türkçe, Karton Kapak. ISBN No: 9786051141374

Türkiye Cumhuriyeti’nden Rumeli ve Mezopotamya Birliği’ne…

Birinci Dünya Savaşı’nda Almanya’nın mağlup olması için çalışan gizli bir ekip…

J.F Kennedy ve Adnan Menderes’i yetiştiren ortak AKADEMİ…

Avrupa’da Teslis’e karşı Tek Tanrı inancını savunan Protestan Hareketini başlatan M. Luther’in bağlı olduğu İslam Teşkilatı…

Bilinen tarih tezlerini alt üst edecek bir kurgu. Selman Kayabaşı, yeni romanıyla okurlarının karşısında…

ASELSAN’daki gizli projede görev yapan Elektronik Mühendisi Semih Temiz, Sakarya’daki bir arazide intihar etmiş olarak bulunur. Bunun bir suikast olduğunu düşünen MİT, Affan Alkan’ı suikastı çözmekle görevlendirir. Affan Bey cinayetin izini sürerken Turgut Özal’ın bir araya getirdiği ve Rumeli’de bağımsız devletler kurmakla görevlendirdiği gizli bir ekibin varlığından haberdar olur.

*Ak Parti’nin ilk Cumhurbaşkanı adayı Vecdi Gönül’dü. Neden ve nasıl oldu da Cumhurbaşkanlığına Abdullah Gül aday gösterildi? Perde arkasında yaşananlar, ilk kez yazıldı.

*Muhsin Yazıcıoğlu, Makedonya ve Kosova’daki gizli görevleri sebebiyle mi öldürüldü? Kosova Devleti’nin kurulmasıyla Yazıcıoğlu’nun ölümü arasında nasıl bir ilişki var?

*Adnan Menderes, Turgut Özal, Adnan Kahveci, Üzeyir Garih; aynı ekip tarafından yetiştirilmiş özel isimler miydi? Kahveci, Anavatan Partisi’nin başına geçeceği için mi öldürüldü?

*Üzeyir Garih Suikastı’nın perde arkasında, Hilafet’in tekrar tesis edilmesi ve Rumeli ile Asya’daki gizli faaliyetleri mi yatıyor?

*ASELSAN’daki intiharlar, devletin içindeki gizli bir ekibin yaptığı projeyle mi ilgiliydi?

*Kanuni Sultan Süleyman’ın sır gibi saklanan kılıcı KANUN, Protestanlık’ın ortaya çıkışıyla ilgili hangi sırrı barındırıyor? Kılıç, bugün hangi teşkilatın elinde ve nasıl korunuyor?

*ABD ve Türkiye’yi yöneten ortak bir ekip mi var? Türkiye’nin bölgedeki etkisinin artması, bu gizli yapının varlığıyla mı ilgili?

*Osmanlı Devleti’ni idare eden bu gizli yapı,1917′den sonra Almanya’nın mağlup olması için hangi gizli çalışmaları yaptı?

*Mustafa Kemal, bu ekip tarafından yetiştirilip Anadolu’ya yeni bir devlet kurmak üzere mi gönderildi?

*Yazar Selman Kayabaşı, Türkiye’de son yıllarda yaşanan gelişmelerin perde arkasını ve tarihi kaynaklarını ilk kez ortaya koyuyor.

Felsefe Yelken ve Caz

25 December 2009 Yazan Yönetici  
Kategori Kitap Tanıtımı, Yeni Çıkanlar

Asiye Koray Bendon, Elma Yayınevi;
İstanbul, 2009, 13,5 x 19,5 cm, 200 sayfa, Türkçe, Karton Kapak. ISBN No: 9789756093597

Yazar olmaya çalışan bir kadının, bir taraftan bu serüveninin seyir defterinin sayfalarını çevirirken, aynı anda “aşk” adına sürdürdüğü “kahraman” arayışındaki sorgulamalarına, çatışmalarına tanık oluyoruz. Yazar bu serüven sırasında, hayatı anlamlandırma çabasına “blues/caz” eşliğinde keyifli bir yelken seyri yaptırıyor. Filozofları, yazarları, roman ya da film kahramanlarını, hatta blues/caz müzisyenlerini teknesinin güvertesine konuk ederken onları bir deniz feneri ya da şamandıra gibi kullanarak okuru düşünmeye davet ediyor.

Fonda caz, elde hayatın anlamını çözmüş bir felsefe kitabı, denizin yumuşak koynunda sıcacık, sessiz, sakin, huzurlu bir yolculuğa çıkıyoruz diye hemen sevinmeyelim… Bu yolculuk çetin geçecek… Kitap, bir kadın kahramanın hatırlamaları -sayıklamaları değil-, düşünce dehlizlerindeki gezintisini ve s(us) uşlarını anlatmaktadır.

Kur’an Nedir?

25 December 2009 Yazan Yönetici  
Kategori Kitap Tanıtımı, Yeni Çıkanlar

Ahmet Nedim Serinsu, Şule Yayınları;
İstanbul, 2009, 14 x 20 cm, 200 sayfa, Türkçe, Karton Kapak. ISBN No: 9786054056347

İşlemeli mahfazalar içine koyup, odalarımızın duvarlarına astığımız Kur’ân-ı Kerîm, anlaşılmayı/ hayatı anlamlandırmayı bekliyor… Otomobillerin içini, işyerlerinin duvarlarını, camilerin kubbelerini süsleyen âyet-i kerîmeler, anlaşılmayı / hayatı anlamlandırmayı bekliyor…

O Kitap, insanlığın adresine gönderilen bir mektup; anlaşılmayı/hayatı anlamlandırmayı bekliyor… Elde edemedikleriyle, elde ettikleri arasında sıkışan insan, hayata anlam veremeyişinin bedelini ağır ödüyor. Tarih sürecinde değişse de manzara, çıkmazlar değişmiyor. Bir “insan modeli” aranıyor, “bir hayat şekli” irdeleniyor. Farkında olsun ya da olmasın, insan fıtratını arıyor. Bu anlam arayışının fıtratla kesiştiği noktalar, Kur’ân’ın öngördüğü insanın yalnıza bir yönünü işaret ediyor.

“Kur’ân insanı”nın, bir başka deyişle “kâmil (bütün) insan”ın gerçekleşmesi ise hayattan beklentilerin tümünün fıtratla örtüşmesini gerektiriyor. Bu çalışma, “Kur’ân Nedir? ” sorusunu bu amaçla sormakta, ona insan hayatını anlamlandıran ilâhî cevap olarak yaklaşmaktadır. Çünkü Kur’ân-ı Kerîm, kendini “hidâyet rehberi” olarak tanımlamakta, insan modelinin nasıl olacağını göstermekte, insan-hayat-tabiat-evren bütünlüğünün gerçekleştirilmesi için kurallar koymaktadır.

İnsan-ı Kamil

25 December 2009 Yazan Yönetici  
Kategori Kitap Tanıtımı, Yeni Çıkanlar

Azizüddin Nesefi; Çeviren: Ahmed Avni Konuk, Gelenek Yayınları;
İstanbul, 2009, 14 x 20 cm, 255 sayfa, Türkçe, Karton Kapak. ISBN No: 9789758861590

insanın ‘ne’ olduğıı, nereden gelip nereye gittiği, yaratıcısıyla olan münasebeti, diğer varlıklarla ilişkisi gibi meseleler, insanlık tarihinin en esaslı problemleri arasında yer alır. Bütün bir felsefi ve fikri birikimin bu gibi sorulara cevap vermek üzere oluşturulduğu söylense yanlış olmaz. Elinizdeki eser, tasavvuf anlayışına göre insanlığın temel sorularını cevaplamaktadır:

İnsanın mahiyeti, büyük âlem-küçük âlem, bilgi edinme yolları (vahiy, ilham, rüya) , ruh, kader, levh-i mahfuz, melek-şeytan, vahdet-tevhid, yer ve gök tabakaları, Allah-âlem ilişkisi, aşk, hürriyet, seyr-i sülük… gibi meseleler bu eserde yetkin bir tasavvuf üstadının kaleminden, klasik sûfî perspektife göre cevabım buluyor. Bu klasik başyapıt, Üstad Ahmed Avni Konuk’un titiz çevirisi ve zengin diliyle irfana teşne olanlara sunulmaktadır.

Tarihi Değiştiren Suikastler

25 December 2009 Yazan Yönetici  
Kategori Kitap Tanıtımı, Yeni Çıkanlar

http://kitap.antoloji.com/media/erenbooks/k/29/291772_k_4616.jpg Fatih Bayhan, Nesil Yayınları;
İstanbul, 2009, 14 x 20 cm, 224 sayfa, Türkçe, Karton Kapak. ISBN No: 9789752697607

Sezar`ın, Brütüs tarafından işlenen suikastle öldürülmesi, Roma İmparatorluğu`nda siyasi sonuçlar doğurmuştu. Brütüs`ü Sezar`ın “kötü adam” olduğuna inandıran suikastçı muhalifler, belki de ilk stratejik suikaste de imza atmış oluyorlardı.

Tarihi belleğimizin “Sen de mi Brütüs? ”ü bir halk özdeyişine dönüştürdüğü bu acı yüklü sözcük, Doğu Roma`dan Batı Roma`ya, Avrupa`dan İslam topraklarına kadar ulaştı.

Hz. Peygamber`in (s.a.v.) bir grup Mekkeli tarafından öldürülmeye kalkışılması İslam tarihindeki ilk suikast planı olarak anılabilir. Ama o suikastın özel bir yanı daha vardır ki o da Mekke`de hâkim olan düşüncenin Arap geleneklerindeki dengeyi gözeterek bu suikastı işlemeye çalışmasıdır.

Ancak İslam tarihindeki suikastler burada kalmadı. Hz. Ömer`i, Hz. Osman`ı suikastlerle kaybetti İslam dünyası.

***

Anadolu`nun güçlü devleti Selçuklu`da da yaşandı, koca Çin İmparatorluğu`nda da.

Osmanlı`nın kaderinde de etkili oldu suikastler. Fatih`i kendi aşçısı zehirleyerek öldürdü. Genç Osman genç yaşında suikastle ortadan kaldırıldı. II. Abdülhamid`e bir cuma selamlığı sonrasında düzenlenen suikast herhalde hâlâ tazeliğini koruyor…

Enver Paşa`ya, Talat Paşa`ya, Cemal Paşa`ya suikastlerin eli değmedi mi?

Tarih, Osmanlı`nın zayıf döneminde suikastlerin ağır ve acımasız yüzünü gösterdi ama suikastçilerin vatanı yoktu. ABD`nin en kudretli Başkanı Lincoln ve ABD`ye büyük emek vermiş Martin Luther King de nasibini aldı suikastlerden Kennedy de…

Ama tarihin en acı suikastlerinden birisi herhalde Gandhi`nin yaşadıklarıdır.

Hayatını Hindistan`a adayan, mütevazılığı ve felsefesiyle hâlâ mesajları etkisini koruyan bir lider nasıl olur da bir Hindu tarafından öldürülür?

Evet, yakın tarihimize de Mumcu, Kışlalı, Üçok, Dink suikastleriyle damgasını vuran olaylar zincirine Pakistan`dan Butto`yu da eklemek lazım…

Neden oldu? Amaçları neydi? Sonuçları ne oldu? Ardında kim vardı?

Bu kitap bir yandan suikast kavramını ele alırken, bir yandan da tarih üzerinde etkili sonuçlar doğuran suikastlerden 12 adetini ele alıyor.

Kayıp Şiir – Beşir Ayvazoğlu

Beşir Ayvazoğlu, Everest Yayınları;
İstanbul, 2009, 14 x 20 cm, 105 sayfa, Türkçe, Karton Kapak. ISBN No: 9752896536

Evet, benim şiirim, kayıp bir şiirdi; eski şiirlerimin hepsini yeniden ele alıp bütün molozlarından ayıklayarak asıl şiirime ulaşmayı deneyebilirdim. Bu tecrübeyi bana biraz da Almanların şiir karşılığı olarak kullandıkları dichtung kelimesinin ilham ettiğini söyleyebilirim. Dichtung, sıkıştırmak, sızmaz hâle getirmek anlamına geliyormuş. Şiir tam da böyle bir şey; dile o kadar hâkim olmalı ve fikirlerinizi, duygularınızı öylesine kesif hâle getirmelisiniz ki, tek kelimeyi bile yerinden kımıldatmak mümkün olmasın!

Nostaljinin Geleceği

25 December 2009 Yazan Yönetici  
Kategori Kitap Tanıtımı, Yeni Çıkanlar

Svetlana Boym; Çeviren: F. Burak Aydar, Metis Yayınları;

İstanbul, 2009, 13,5 x 19,5 cm, 516 sayfa, Türkçe, Karton Kapak. ISBN No: 9789753427463

Yurtdışında savaşan İsviçreli askerlerin ‘yurt özlemi hastalığı’nın adı olarak teşhis edilen nostalji, zamanla ‘geçmişe duyulan özlem’ hastalığının adı olurken, modernlik bir yandan ilerleme’nin nostaljiyi yeryüzünden sileceğine inandı, bir yandan ise bu şifası olmayan hastalığını ölesiye sevdi. Halen Harvard Üniversitesi Slav Dilleri ve Edebiyatları bölümünde öğretim üyeliğinin yanı sıra çeşitli sergilere imza atarak sanat kariyerini de sürdüren Svetlana Boym, nostaljiyi badireler atlatmış St. Petersburg, Moskova ve Berlin gibi kentlerin tarihsel coğrafyasında ve de Nabokov, Brodski ve Kabakov gibi modern sanatçıların eserlerinde gezinerek keşfe çıkıyor, sıradan göçmenlerin hatıra-eşya koleksiyonlarını mercek altına alıp, onulmaz nostaljikliğimizin köklerine inmeye çalışıyor. Hatırat, felsefi deneme, tarihsel analiz ve edebiyat eleştirisi gibi yazı türlerini özgün bir biçimde harmanlayan kitap, ulusal kimliği kişinin kendi kendini yaratma çabasına bağlayan kolektif nostalji mekânlarına uzanıyor. Kısacası, Boym ‘nostalji incelemeleri’ gibi yepyeni bir araştırma alanı, yeni bir tipoloji veya sınıflandırma ve yeni bir estetik ortaya çıkarmayı başarıyor.

(Tanıtım Bülteninden)

Futbolun Bukalemunları

25 December 2009 Yazan Yönetici  
Kategori Kitap Tanıtımı, Yeni Çıkanlar

Tarkan Kaynar, İzgören Yayınları;

Futbolun Bukalemunları, sıradışı bir futbol kitabı.1910’dan bugüne Türk futbolundaki sansasyonel transferler; tutku, ihanet, fedakârlık, zirveye çıkış, dibe vuruş belgesel bir film tadında aktarılıyor.

Refik Osmani’den Talat Paşa’ya, Metin Oktay’dan Lefter’e, Şenol-Birol’dan Baba Recep’e, Rıdvan’dan Tanju’ya, Hasan Vezir’den Sergen’e, Tümer’den Rüştü’ye, Emre’den Mehmet Topuz’a pek çok futbolcunun heyecanlı transfer hikâyesi anlatılıyor.

Bir yandan filmi izlerken diğer yandan futbolcuların kaçırılma öykülerini polisiye roman, taraftarların duygularını hüzünlü bir şiir gibi okuyacaksınız.

* * *

Futbolun derinliğini ve entelektüel dünyamızdaki izini, sevgili meslektaşımın neredeyse sosyolojik bir tespitle bağdaştırdığı “Bukalemunlar” ile hissettim. Böyle bir kitaptan haberdardım, ama bilge bir spor duruşu ve akıcı bir roman diliyle keyifli bir tarih yolculuğu yapacağımı bilmiyordum. […]

Bu kitap okuyanın meşrebine göre değişen bir içeriğe sahip. Spor tarihi meraklısı iseniz “cuk” diye oturduğunu düşünebilirsiniz. Spora entelektüel bir tat diye bakıyorsanız bilgilenirsiniz. Ben bu kitabı “ihanetler tarihi” diye okuyanlardanım. Keşke Tarkan’dan daha iyi cümlelerle aşağıdaki halet-i ruhiyeyi tasvir edebilseydim:

“Gün gelir de onun, artık sizinle aynı cephede yer almadığını; ‘tercih’ kullanarak, ‘profesyonelce’ davranarak, kendince haklı sebepleri ve spor dünyasında kabul gördüğü durumlar üzerinden rakibinizin cephesine geçtiğini duyduğunuz an gökdelenin en üst katından düşmüş gibi hissedersiniz kendinizi…”

[…]

Sevgili tribün kardeşim sizi tarih turuna çağırıyor. Bu “renk cümbüşüne” hazır mısınız?

Türk Adalet Yönetimi

25 December 2009 Yazan Yönetici  
Kategori Kitap Tanıtımı, Yeni Çıkanlar

İsmail Aksel, Seçkin Yayınevi;

Türkiye’de Adaletin İşleyişi: Yapılanma ve İşlevler / Yüksek Mahkemeler / Adalet Bakanlığı İle Bağlı ve ilgili Kuruluşları / Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu / Bölge ve İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları / Barolar ve Türkiye Barolar Birliği / Noter Odaları ve Türkiye Noterler Birliği

Göçebe

25 December 2009 Yazan Yönetici  
Kategori Roman, Yeni Çıkanlar

http://kitap.antoloji.com/media/erenbooks/k/29/291888_k_8887.jpgKnut Hamsun; Çeviren: Behçet Necatigil Timaş Yayınları;

“Göçebe, üç bölümlük büyük romana yazarın verdiği genel isimdir. İlk kitap Sonbahar Yıldızları altında 1906’da, Hüzünlü Havalar 1909’da, Son Mutluluk 1912’de yazıldı. Üç bölümün üç ayrı adı var, ama aslında üç bölümün üçü de birer “hüzünlü hava”dır; üçünün de kahramanı aynı kişi. Hamsun’un asıl adı olan Knud Pedersen’in ağzından anlatılır olaylar. Artık büyük şehirlerden bezmiş, iç sıkıntılarını kırlarda, ormanlarda, şehirden uzak yerlerde dağıtmaya çalışan, kayıp gençliği peşinde avare, orta yaşlı bir hülya adamıdır kahraman. Şehrin gürültü ve uygarlığından kaçarak tabiatın bağrında, yıldızların altında ruhuna sükûn ve şifa arayan, kanının çağıltısını kırların soluğunda yatıştırmak isteyen, şair ruhlu birisi.”

Behçet Necatigil

Kayıp Ruhlar Kıraathanesi

22 December 2009 Yazan Yönetici  
Kategori Benim Kitaplarım, Diğer, Yeni Çıkanlar, Öykü

http://img03.blogcu.com/v2/images/editor/e/d/e/edebiyatresim/909347570317201_1261504886.bmp Recep Şükrü Güngör’ün yeni hikaye kitabı ‘Kayıp Ruhlar Kıraathanesi’  Ocak’ta yayınlanıyor…

Kayıp Ruhlar Kıraathanesi, geniş bir yelpazedeki sosyal meseleleri, akıcı bir dille ve gerçekçi şekilde ele alıyor. Sıkıyönetim döneminde başına olmadık işler gelen bir muhtarın ibretlik hikâyesi, insanı alıp o günlere götürüyor.

Aynı mahallede doğup büyümüş, çoluk çocuğa karışmış, her gün yüz yüzü bakan insanların nasıl birbirlerine düşman edildiklerini yazar, insanın içini burkan bir dille anlatıyor.

Kayıp Ruhlar Kıraathanesi kendinizi bir anda vakanın içinde bulacağınız metinlerden oluşuyor. Olay akışındaki doğallık, sağlam kurgusu ve oturmuş üslubu ile hikâyeler, sizi gerçek dünyadan alıp kahramanın yaşadığı zamana götürüyor.

Hikâyeleri okurken insan aynı şeylerin bu gün yeniden  tezgahlanması için birilerinin durup dinlenmeden nasıl sinsi planlar içinde olduğunu da hatırlamadan edemiyor.

Edebiyat Konağı 2009

Elilf Şafak’tan tadımlık KAĞIT HELVA

13 December 2009 Yazan Yönetici  
Kategori Yeni Çıkanlar

“Kâğıt Helva” adlı kitabında Elif Şafak’ın dokuz kitabından seçilmiş yazılar bir araya getiriliyor.

Aşk kitabının yazarı Elif Şafak, Türkiye’de daha önce yapılmayan bir projeyle okurlarına merhaba diyor..

Elif Şafak, çok satanlar listesinin üst sıralarında yer alan “Aşk” adlı kitabının hemen ardından yeni bir kitap daha yayımlıyor. Aralık ayının ilk haftasında Doğan Kitap etiketiyle raflarda görülecek “Kâğıt Helva” adlı kitap, Şafak’ın ilk romanı “Pinhan”dan bu yana çıktığı yazarlık yolculuğunun kısa bir özeti./_np/7117/9437117.jpg
Yazar “Kâğıt Helva”da Türkiye’de daha önce yapılmamış bir projeyle okurun karşısında bu kez. “Best of Elif Şafak” diyebileceğimiz kitap, Elif Şafak’ın sekiz romanı ve tek deneme kitabı “Med-Cezir”den yazar tarafından seçilmiş paragrafları bir araya getiren, hayata dair bir derleme.

Şafak, “Her kitabımda farklı bir ben, farklı bir dil var. Bir önceki kitap olmadan bir sonraki roman yazılamazdı. Bu kitapta 15 yıllık yazın hayatımdaki yönelimi, izleği ve durakları bir araya getirdim” diyor. Kitapta yazarın “Aşk”ta 40 kuralla okuruyla paylaştığı felsefesini, fikirlerini, 15 yıl önce yazdığı ilk romanı “Pinhan”da da, ana izlek olarak ortaya koymuş olduğu görülebiliyor.

Başta aşk olmak üzere, insan, yolculuk, varoluş, inanç, zaman, kadınlık, yazmak, kimlik, yalnızlık, dostluk ve sevgi gibi temel temaları işleyen, 156 sayfalık bu alıntılar kitabını Alametifarika tasarladı. Kitaba M.K. Perker’in illüstrasyonları eşlik ediyor. Şafak, “Pinhan”dan “Aşk”a yürünen yolda geriye doğru bir bakış olduğuna dikkat çektiği kitabın adının “Kâğıt Helva” olmasını ise “kâğıdın üzerine konmuş birkaç tatlı kelam” diyerek açıklıyor. Coelho da yaptı

Ünlü yazar Paulo Coelho’nun “Simyacı” ve “On Bir Dakika”nın da aralarında olduğu çok satan kitapları, röportajları ve yayımlanmamış yazılarından alıntılar içeren “Life: Selected Quotations” adlı bir kitabı bulunuyor. 2004′te yayımlanan kitap, henüz Türkçeye çevrilmedi.