Yaşamın Kıyısında, son 10 yılın en iyi 10 filminden biri

31 December 2009 Yazan Yönetici  
Kategori Gündem, Haberler, Haberler, Sanat, Sinema

Washington Post, yönetmen Fatih Akın’a Cannes Film Festivalinde ‘En İyi Senaryo’ ödülünü kazandıran “Yaşamın Kıyısında” filmini, son 10 yılın en iyi 10 filmi arasında gösterdi.

Ann Homaday’ın kaleminden çıkan yazıda, 2007 yılı Türk-Alman yapımı “Yaşamın Kıyısında”, son 10 yılın en iyi filmler arasında gösterilirken, gazete bu filmlerin sıralaması için internet sitesinde anket yapıyor.

Gazeteye göre, son on yılın hafızalara kazınan ve tekrar tekrar izlenmek istenen en iyi filmler arasında, 2003 yılında vizyona giren “Kayıp Balık Memo” (Finding Memo) bulunuyor. ABD’de gösterildiği ilk üç günde 70 milyon dolar hasılata ulaşan, ABD ve Kanada’da piyasaya çıkan DVD’si 28 milyon kopya satan film, 2004′te “En İyi Animasyon Filmi” Oscar’ını kazanmıştı.

Listedeki filmlerin bir diğeri de “Bana Güvenebilirsin” (You Can Count on Me). 2000 yılında gösterime giren film, Oscar’a “En İyi Kadın Oyuncu” ve “En İyi Senaryo” dallarında aday gösterilmişti. Filme, Amerikan Yazarlar Derneği de “En İyi Orijinal Senaryo” ödülünü vermişti.

Son on yılın en güzel filmleri arasında bulunan Alman yapımı “Başkalarının Hayatı” (The Lives of Others) adlı film de 2007 yılında “En İyi Yabancı Film” Oscar’ını almıştı.

Gazeteye göre son 10 yılın en iyi diğer filmleri ise şöyle:

“Ölümcül Tuzak” (The Hurt Locker), “Y Tu Mama Tambien”, “Pan’ın Labirenti” (Pan’s Labyrinth), “Dostluk Rüzgarları” (A Mighty Wind), “Sil Baştan” (Eternal Sunshine of the Spotless Mind), “Kan Dökülecek” (There Will Be Blood).

Gazete, son 10 yılın en kötü filmi olarak da “Star Wars: Koloni Savaşları”nı belirledi.

EN FAZLA HASILAT REKORU KIRAN FİLMLER

Gazeteye göre, son 10 yılın gişe rekorları kıran filmleri ise yapım yıllarına göre kronolojik olarak şöyle: “Shrek, Yüzüklerin Efendisi” (The Lord of The Rings), “Örümcek Adam” (Spider Man), “Kalbinin Sesini Dinle” (My Big Fat Greek Wedding), “Chicago”, “Karayip Korsanları: Siyah İncinin Laneti” (Pirates of the Caribbean: The Curse of the Black Pearl), “Tutku-Hz. İsa’nın Çilesi” (The Passion of the Christ), “Fahrenheit 9/11″, “Kırk Yıllık Bekar” (The 40-Year-Old Virgin), “Kara Şövalye” (The Dark Knight).

Tanpınar Ödülü, Ercan Yılmaz’ın

31 December 2009 Yazan Yönetici  
Kategori Gündem, Haberler, Haberler, Sanat

Bursa Osmangazi Belediyesi’nce Ahmet Hamdi Tanpınar anısına düzenlenen şiir yarışması sonuçlandı. Yarışmaya 360 şair katıldı.

Jüri üyeliğini Hilmi Yavuz, Prof. Dr. Füsun Akatlı, M. Önal Mengüşoğlu, İhsan Deniz, Doç. Dr. Erdoğan Erbay, Beşir Ayvazoğlu ve Prof. Dr. Dilek Doltaş’ın yaptığı yarışmada ‘Bursa’da Dört Mevsim’ adlı eseriyle Adapazarı’ndan Ercan Yılmaz birinci oldu. Manisa’dan A. Osman Dönmez ‘Yitik Zaman Fotoğrafları’ adlı eseriyle ikinciliği, Erzurum’dan Yaşar Bayar ‘Kelam Geometri ve Güz’ adlı eseriyle üçüncülüğü elde etti. Önder Kurt ve Erkan Yılmaz da mansiyona değer bulundu. Ödüller, 24 Ocak’ta törenle sahiplerini bulacak.

ESKADER’in 2009 kültür sanat ödülleri

31 December 2009 Yazan Yönetici  
Kategori Haberler, Sanat

Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER) Ödülleri, önceki gün Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nde düzenlenen toplantıda derneğin genel başkanı Mehmet Nuri Yardım tarafından açıklandı. 2010 yılının Nisan ayında törenle sahiplerine takdim edilecek ödüller şöyle:

Araştırma: Türkiye Türkçesinde Atasözleri-Nurettin Albayrak; Basın: Zaman’daki yazılarıyla Beşir Ayvazoğlu; Biyografi: Bilge Terzi M. Said Çekmegil-Metin Önal Mengüşoğlu; Çizgi roman: Topuz-Vehip Sinan; Çocuk Dergisi: Gonca Çocuk; Çocuk Edebiyatı: Yusuf Dursun; Çocuk Yayıncılığı: Erdem Yayınları; Deneme: Bilmem Hatırlar mısın?-Ali Çolak; Dergi: Yeni Dünya; Dil: Türkiye Türkçesinin Çağdaş Sorunları Üzerine İncelemeler-Prof. Dr. Halil Ersoylu; Düşünce: İslâm’ın Zihin Tarihi, Türkiye’nin Zihin Tarihi, Alafarangalığın Tarihi adlı eserleriyle Hilmi Yavuz; Elektronik Yayıncılık: Dünyabizim.com; Eleştiri: Hollywood’u Kapattığım Gün-Alev Alatlı; Gezi: Gezgin Dergisi-Halit Ömer Camcı; Temaşa Sanatı: Ünver Oral; Hâtıra: Sâmiha Ayverdi ile Hâtıralar-Özcan Ergiydiren; Hikâye: Kusursuz Piknik-Cihan Aktaş; İnceleme: II. Meşrutiyet Dönemi Türk Hikâyesi-Nesime Ceyhan; Klâsik Türk Sanatları: Hüseyin Kutlu; Kitap Yayıncılığı: İz Yayıncılık (özel), TDV Yayınları (kamu); Kurum: Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı; Müzik: Necdet Yaşar; Portre: Türk Yurdunun Bilgeleri-Altan Deliorman; Radyo Programı: Salacak Kahvehanesi (Radyo 15); Resim: Etem Çalışkan; Roman: Korkma Ben Varım-Murat Menteş; Sinema: Kızkardeşim Mommo; Şiir: Hudayinabit-Süleyman Çobanoğlu; Tarih: Erhan Afyoncu; Televizyon: Selim İleri’nin Not Defterinden (TRT2); Tiyatro: Derviş ve Ölüm, Kocaeli Şehir Tiyatrosu; Üstün Hizmet Ödülleri: Prof. Dr. Süleyman Yalçın, Bekir Sıtkı Erdoğan, Hekimoğlu İsmail; Jüri Özel Ödülü: Prof. Dr. Oktay Aslanapa.

Tiyatroya gençlik aşısı

31 December 2009 Yazan Yönetici  
Kategori Haberler, Sanat, Tiyatro

İstanbul Şehir Tiyatroları’nın Genç Tiyatro birimi, bu yıl 26.sını düzenleyeceği Genç Günler Festivali kapsamında liseli gençlere tiyatro kursları veriyor. Özel kurslar bu duruma ne der bilinmez; ama belediyenin tiyatro dersleri ücretsiz. Şimdilik Üsküdar’daki liselerle sınırlı olan kursların amacı ise gençlerin tiyatro ve oyunculuk sanatı yoluyla kendilerini ifade edebilme becerilerini geliştirmek.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları tarafından bu yıl 26.sı düzenlenecek olan Gençlik Günleri, son iki yıldır ‘Genç Günler’ adıyla sürdürülüyor. Her yıl 9-19 Mayıs arasında tiyatro ve şiir atölyeleri, söyleşiler, dinletiler, konserler, okuma tiyatroları gibi zengin bir içerikle gerçekleşen ‘Genç Günler Festivali’ kapsamında bu yıl ilk defa liseli gençlere ücretsiz tiyatro kursu da verilecek. Ocak ayında başlayacak kurs, mayıstaki festivale kadar devam edecek.

Uygulama ve kuram dersleriyle zenginleştirilmiş kurs programıyla, 14-19 yaş arasındaki gençlerin tiyatro ve oyunculuk sanatı yoluyla kendilerini ifade edebilme becerilerini geliştirmek amaçlanıyor. Dersler, Engin Alkan, Sevinç Erbulak, Bora Seçkin, Eraslan Sağlam, Can Ertuğrul, Erol Keskin’in de aralarında bulunduğu Şehir Tiyatroları oyuncu ve yönetmenleri tarafından verilecek. Dört ay sürecek kurs programında, oyunculuk uygulaması, diksiyon, ses eğitimi, beden ve hareket gibi temel derslerin yanı sıra dans, fonetik, tiyatro bilgisi, sanat ve kültür sohbetleri de yer alıyor. Kursların saatleri ise öğrencilerin okul saatlerine göre ayarlanmış. Kursa katılan öğrenciler, haftada dört gün, 12 saat, okul saatleri dışında ders alacak. Kursun sonunda ise öğrencilere bir belge verilecek. Kurs, şimdilik Üsküdar’daki liselerle sınırlı.

‘Amacımız yarının oyuncularını yetiştirmek’

Genç Tiyatro, iki yılda 13 oyun ve 6 dans gösterisi sahneye koymuş. İlk yılında 9 bin, ikinci yılında ise yalnızca mayıs ayında 17 bin seyirciye ulaşan Genç Tiyatro’nun genel sanat yönetmenliğini Arif Akkaya yürütüyor. Akkaya, Genç Tiyatro’nun ocak ayından itibaren Üsküdar Kerem Yılmazer sahnesinde kalıcı olacağını ve dört ay boyunca da sahnede sadece kendi oyunlarının döneceğini söylüyor. 26. Genç Günler Festivali’nin bu yılki hedefleri arasında yurtdışından genç tiyatro oyunlarını getirmek, kendi oyunlarını da başka festivallere taşımak da var.

Arif Akkaya, Darülbedayi’ye uzanan köklü geleneğe sahip Şehir Tiyatroları’nda böyle bir kursun çok önceden yapılması gerektiğini düşünüyor. Akkaya, amaçlarının genç neslin, sosyal etkinliklere katılmasını ve tiyatro ile kendine ve çevresine farklı bakmasını sağlamak olduğunu söylüyor: “Asıl niyetimiz, genç seyircimizle diyalog kurmak, onu yarının seyircisi, düşünürü ya da yazarı kılmak, eğer potansiyeli varsa yarının oyuncularına bir pencere açmak.”

Şehir Tiyatroları’nın Genç Tiyatro birimi, ocak ayından mayıs sonuna kadar Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde tiyatro oyunları, çağdaş dans gösterimleri, dinleti ve konserler, öykü ve oyun okumaları, paneller, yurtiçi ve yurtdışı oyun ve sokak tiyatroları gibi pek çok etkinlik gerçekleştirecek. Mekan 9-19 Mayıs’ta da 26. Genç Günler’e ev sahipliği yapacak. Tiyatro Kursu’na başvurular devam ediyor. (0216 492 90 89 / gencgunler@gmail.com)

Haysiyetli bir melankoliye çağrı

31 December 2009 Yazan Yönetici  
Kategori Gündem, Haberler, Haberler, Sanat

Siemens Sanat, Merhamet Melankolisi adlı bir sergiye ev sahipliği yapıyor. Temasını, başkalarını sevmenin başkalarının acısını kendi acısı gibi görmekten geçtiğini söyleyen cerrah Mondeville’den alan sergide, beş sanatçı fotoğraf, yerleştirme, video gibi işleriyle merhamet duygusunu yeniden yorumluyor.

Amerikalı yazar Susan Sontag, Başkalarının Acısına Bakmak adlı kitabında “Savaşın ve dehşetin yüzünü sergileyen fotoğraflara bakmaya ne kadar dayanabilirsiniz?” diye bir soru fısıldar. İnsanı baştan ayağa ürküten, biraz da düşündüren bu soru, son kertede kişiyi kalbi diri tutan o merhamet duygusunun eşiğine bırakacaktır.

Merhametin insanın içini ısıtan sıcaklığından, 14. yüzyılda Paris’te cerrahlık yapan Dr. Henri de Mondeville’e uzanalım. Mondeville, yaralı organların çektiği acıyı gidermek için bedenin diğer organlarının yardıma koşmasını merhamet tepkisi olarak adlandırıyor. Yani bir organ acılı diğer organa ısı ve kan göndererek bir nevi merhamet duyuyor. Mondeville’in acı çeken bir beden içinde gelişen bu merhamet döngüsü eğer, bedenler arasında da geliştirilebilirse, insanları huzura kavuşturacağına inanıyor. Bu durumun kişilere ahlaki sorumluluklar yükleyeceğini söyleyen Mondeville, etrafımızdaki bedenlerde tanık olunan acıdan duyulan korkunun, merhamet duygusunu geliştireceğini, kendinden emin bir dille anlatıyor. (Hemen burada Sontag’ın yukarıdaki kışkırtıcı sorusunu hatırlayalım.)

Başkalarını sevmenin başkalarının acısını kendi acısı gibi görmekten geçtiğini ileri süren Mondeville’e göre: “Başkaları için üzülmek; melankoliktir-başkalarını sevme deneyimi, acılarını kendi acıları gibi görmekten geçer. Bu acı, içe dönük, tefekküre dayalı, haysiyetli bir melankoliyi ifade etmektedir.”

Siemens Sanat’ta yer alan küratörlüğünü Mürteza Fidan ve T. Melih Görgün’ün yaptığı Merhamet Melankolisi adlı sergi kavramsal çerçevesini Mondeville’in bu kulak vermeye değer görüşünden alıyor. Audrey Bakx, Burak Bedenlier, Müge Akçakoca, Petrit Halilaj ve Şükran Mertcan adlı sanatçılar da fotoğraf, yerleştirme, video ve kâğıt üzerine çalışmalar gibi işleriyle merhamet duygusunu bir sanatçı duyarlılığı ile yorumluyor. Bunun yanında sergide, günümüzde başkalarını sevmenin ve başkaları için üzülmenin melankolik bir duygu olmasına ve bu duygunun da merhametten beslenmesine yönelik göndermeler yapan işler var.

Mürteza Fidan, sergideki sanatçılar için “Ortak özellikleri görüntünün cazibesine çizginin (desenin) etkinliğiyle mesafe geliştiriyor olmalarıdır. Farklı yaşam formlarının içinden gelen sanatçılar, yapıtlarını niteliksel bir tutarlılık içinde yan yana getirerek, bağlamını sapmaya maruz bırakmadan okunaklı hale getirmektedirler.” diyor.

Schopenhauer’a göre ahlakın temeli merhamete dayanır. Bu his insanı yüce olana götürür. Kendimizi başkasının yerine koyduğumuz anda onlar için pek çok şey yapmak mümkün. Günümüzde hiçbir karşılık beklemeden bir başkasının acısına, derdine kederine ortak olmanın zorluğu düşünülünce sergideki işlere daha bir alıcı gözle bakıyorsunuz. Kimi zaman dokunmak oradaki merhametle kuşanmış görüntünün içinde kaybolmak isteyebilirsiniz. Siemens Sanat’ın iki katına kurulan sanatçılar, bu merhametin dayanılmaz gücü karşısında pek çok iş üretmiş. Galerinin hemen girişinde Şükran Mertcan’ın ‘kendi bedeni tarafından emilen acının dışa yansıtılmama ilkesi’ne odaklı bir şefin ıstakoz pişirirken çekilmiş videosu, kimi zaman tariflerle bezenmiş kâğıt üzerine akrilik işi karşılıyor sizi.

Kosova’da savaş yıllarında büyüyen Petrit Halilaj’in bahçede uzay üssünü andıran kümes yapma videosu da dikkat kesileceğiniz işler arasında. Burak Bedenlier, Hz. Muhammed’i (sas) Mirac’a çıkaran Burak adlı atın imajlarını sergiliyor. Müge Akçakoca’nın tavşanlarla süslü eserlerinin içeriği ise “Başkalarının bizim acılarımızdan anladıkları kendileri için olandır/başkalaşmış olandır/mesafelendirilmiş olandır.” mesajını veriyor. Küratörlerin deyişiyle hassas kişiliğe sahip olan Andrey Bakx sergideki işleriyle merhamet ve ince hislerin bu zalim dünyada korunmaya muhtaç olduğuna vurgu yapıyor. Merhamete ve tefekküre çağıran sergi, 5 Şubat 2010′a kadar görülebilir. (0212 334 11 04)

Sanat Kurumu ödülü, Doğançay’ın

31 December 2009 Yazan Yönetici  
Kategori Gündem, Haberler, Haberler, Sanat

Sanat Kurumu’nun 2008-2009 dönemi Geleneksel Plastik Sanatlar Ödülleri’ni kazananlar belirlendi.

‘Yaptığı çalışmalar ve Türk sanat yaşamına önemli katkıları olan kişilere verilen’ ödülün bu yıl resim dalındaki sahibi ’sanatsal tavrı ve yorumuyla Türk resim sanatının uluslararası alanda tanınmasına katkıları bulunan’ Burhan Doğançay oldu. Yılın sanatçısı ödülü ‘Heykel’ dalında Osman Dinç’e, ‘Baskı ve Resim’ dalında Hasan Kıran’a, ‘Fotoğraf’ dalında Mehmet Turgut’a verildi. ‘Kurumsal’ dalda verilen ödüle ise Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde sergilenen etkinlik münasebetiyle”68′liler Vakfı” ile heykel bölümünün çalışmaları dolayısıyla ‘Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ değer görüldü.

Sanat Kurumu ödülü, Doğançay’ın

31 December 2009 Yazan Yönetici  
Kategori Gündem, Haberler, Sanat

Sanat Kurumu’nun 2008-2009 dönemi Geleneksel Plastik Sanatlar Ödülleri’ni kazananlar belirlendi.

‘Yaptığı çalışmalar ve Türk sanat yaşamına önemli katkıları olan kişilere verilen’ ödülün bu yıl resim dalındaki sahibi ’sanatsal tavrı ve yorumuyla Türk resim sanatının uluslararası alanda tanınmasına katkıları bulunan’ Burhan Doğançay oldu. Yılın sanatçısı ödülü ‘Heykel’ dalında Osman Dinç’e, ‘Baskı ve Resim’ dalında Hasan Kıran’a, ‘Fotoğraf’ dalında Mehmet Turgut’a verildi. ‘Kurumsal’ dalda verilen ödüle ise Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde sergilenen etkinlik münasebetiyle”68′liler Vakfı” ile heykel bölümünün çalışmaları dolayısıyla ‘Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ değer görüldü.

‘Yahşi Batı’ya gala gibi basın gösterimi

31 December 2009 Yazan Yönetici  
Kategori Haberler, Sanat, Sinema

http://g.mynet.com/i/92/115607-yahsi-bati--3.jpg

Senaryosunu Cem Yılmaz’ın yazdığı Yahşi Batı filmi, dün Kanyon CineBonus’ta ilk kez sinema yazarlarına gösterildi.

Çok sayıda film eleştirmenin katıldığı basın gösteriminde, eleştirmenler filmin seviyesini Cem Yılmaz’ın önceki filmlerine göre düşük buldu. Murat Özer, Yahşi Batı’nın “bir miktar olsun geriye doğru atılmış bir adım” olduğunu söylerken, Cüneyt Cebenoyan filmin ergen muhabbeti düzeyinden öteye gidemediğini savundu. Yarın gösterime girecek Yahşi Batı, 1800′lü yılların sonunda iki Osmanlı vatandaşının dönemin padişahı tarafından gönderildikleri Amerika görevi sırasında başlarına gelen olayları anlatıyor. Yahşi Batı’nın yönetmen koltuğunda Ömer Faruk Sorak oturuyor. Filmde Cem Yılmaz’a Demet Evgar, Özkan Uğur, Ozan Güven gibi oyuncular eşlik ediyor. Filmin son sahnesinde geçen olaylar, gösterim sonrasında filmin devamının Çin’de geçeceğine dair yorumlara neden oldu. Cem Yılmaz ise bu konuyla ilgili soruya, “Neden olmasın!” cevabını verdi.

Eleştirmenler ne dedi?

Uğur Vardan (Eleştirmen): Türk sinemasında bir ‘çığır’ açmıyor. Ama Western ‘çıtasını’ yükselttiği kesin. Özellikle sımsıcak oyunculuklara bayıldım.

Murat Özer (SİYAD Başkanı): Bir miktar olsun geriye doğru atılmış bir adım. Eğlenceli, ama önceki filmlerle karşılaştırılacak gibi değil.

Cüneyt Cebenoyan (Eleştirmen):

Bir araya gelmiş skeçler gibi geliyor bana. GORA, AROG ve Yahşi Batı. Bir film seyretmiş olma duygusu vermedi. Ergen muhabbeti düzeyinde espriler. Biraz çocukça geldi bana.

Senem Erdile İşmen (Eleştirmen):

Esprilerin düzeyi çok düşük. Hikayesi de öncekilerden kötü.

Burak Göral (Eleştirmen):

İki arada bir derede kalmış bir espri anlayışı gördüm. Esprilerin düzeyi Recep İvedik seviyesinde. Ulaşacağı kitle bakımından espri seviyesi değişkenlik gösteriyor. Seviye bir düşüyor bir yükseliyor. Ama, ‘oyunculuğu, yönetmenliği, kostümü ile bu film çığır açmış’ demek de yanlış olmaz.

Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri

31 December 2009 Yazan Yönetici  
Kategori Gündem, Haberler, Haberler, Sanat, Sinema

Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri, dün Çankaya Köşkü’nde düzenlenen törenle sahiplerine verildi.

Sinema dalında yönetmen Nuri Bilge Ceylan, geleneksel sanatlar dalında Uğur Derman, kültür ve sanat kurumu alanında Sakıp Sabancı Müzesi ödüle layık görüldü. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ödül töreninde yaptığı kouşmada, “Ülkeler gelişirken sanat hayatı, kültür hayatı, fikir hayatı, entelektüel dünyası ve derinliği de genişliyorsa esas gelişme bu anlamda söz konusu olmaktadır.” dedi.

Cumhurbaşkanı, Ceylan’ın geçen yıl Cannes Film Festivali’nde en iyi yönetmen ödülünü alırken, “Ödülü tutkuyla sevdiğim yalnız ve güzel ülkeme adıyorum.” sözlerini hatırlattı. Gül, “Bu söz, bütün Türk halkı üzerinde büyük etki yaptı. Sanatçı kişiliğinizle duygularınızı böyle ifade ettiniz. Ama ben bir devlet adamı olarak şunu söyleyeyim; ülkemiz artık yalnız değil. Dışarıda ülkemizin destekçileri çok.” dedi.

Sanatçı Uğur Derman’ın tarihi mirasın bugünlere taşınmasında büyük emeği geçtiğine işaret eden Abdullah Gül, Derman’ın çok sayıda öğrenci yetiştirdiğini, özellikle hat ve ebru gibi geleneksel sanatların unutulmasını önlediğini anlattı. Özel müzeciliğin son yıllardaki gelişmesinden büyük memnuniyet duyduğunu dile getiren Abdullah Gül, Sakıp Sabancı Müzesi’nin, dünyanın nadir sergilerini Türkiye’ye getirerek, kültür hayatına büyük hizmet sunduğunu ifade etti.

Türkiye’de uygarlıkların üst üste bulunmasının bir zenginlik olduğunu anlatan yönetmen Nuri Bilge Ceylan, Türkiye kadar güzel bir ülke olmadığını söyledi. Sinemacı olarak Türkiye’nin geçmişinden beslendiğini ifade eden Ceylan, aldığı uluslararası ödüllere atıf yaparak, “İnsanın kendi ülkesi tarafından onurlandırılması başka bir şey.” dedi. Türkiye’nin zengin kültürünün korunması için herkesin dikkatli olmasını isteyen Ceylan, “Farklılıklar bazen sorunlar yaratsa da bunları aşacağımıza inanıyorum.” dedi.

Geleneksel sanatlara iltifat

Konuşmasında esprili bir biçimde Cumhurbaşkanı’nın “ödül gençlere verildi” iltifatını üzerine almadığını belirten Uğur Derman, 75 yaşını doldurmasına bir ay kala ödüle layık görülmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Derman, 55 yıl önce Necmettin Okyay ile birlikte çalışmaya başladıkları dönemde geleneksel sanatlara yönelik ilgisizlikten yakındı. Geleneksel sanatların ilk kez Cumhurbaşkanlığı makamının iltifatına mazhar olduğunu anlatan Derman, aralarında Mehmet Hulusi Yazgan, Halim Özyazıcı, Süheyl Ünver’in bulunduğu sanatçıların isimlerini saydı ve bu isimlerin benzer bir iltifat görmediklerini aktardı. Derman, söz konusu dönemdeki ilgisizlikten yakınırken, “Bütün bunlar Cumhuriyet rejiminin Batı’ya dönmesinden oldu, dönsün. Ama geleneksel sanatlarımız da korunsun.” dedi.

Sakıp Sabancı Müzesi (SSM) adına ödülü alan Sabancı Holding’in patronu Güler Sabancı, “Huzurunuzda bu ödülü almaktan büyük onur duyuyorum. Bu ödülü bugüne kadarki çalışma ve gayretlerimizin takdiri ve aynı zamanda da bundan sonraki çalışmalarımızı teşvik eden bir ödül olarak kabul ediyoruz.” dedi. SSM’nin yeni dönemde uluslararası lider müzelerde işbirlikleri ve uzun vadeli projelere doğru çalışmaya devam edeceğini anlatan Sabancı, “Ülkemizin her şeyin en iyisine layık olduğuna inanarak çalışmaya devam edeceğiz.” dedi.

Törene Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve eşi Hayrünnisa Gül’ün yanı sıra Başbakan yardımcıları Bülent Arınç ve Cemil Çiçek, Devlet bakanları Mehmet Aydın, Selma Aliye Kavaf, Hayati Yazıcı, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, TÜBİTAK Başkanı Nüket Yetiş, DSP Genel Başkanı Masum Türker, DSP Genel Sekreteri Hasan Erçelebi, geçen yıl müzik dalında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’nü alan besteci Alaeddin Yavaşca, sinema sanatçısı Saadet Işıl Aksoy, Necati Şaşmaz, Gani Müjde, Yavuz Bingöl, tiyatro sanatçısı Tekin Akmansoy’un da aralarında bulunduğu çok sayıda davetli katıldı.

Kitap sanatlarının üstadı

1935 yılında Bandırma’da doğan Uğur Derman, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Eczacılık Okulu mezunu. 1955 yılından itibaren Hattat Necmeddin Okyay’ın Osmanlı kitap sanatları konusunda öğrencisi oldu. 1961 yılından bu yana müstakil eser, tebliğ, ansiklopedi maddesi ve makaleleriyle Türk kitap sanatlarının tanıtılması için çalışan Derman, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde ve Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü ile Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde de dersler verdi. 1997 yılında Mimar Sinan Üniversitesi tarafından öğretim üyeliğine kabul edilen Derman, profesör unvanı aldı. Derman’ın, “Türk Sanatında Ebru”, “Türk Hat Sanatının Şaheserleri”, “İslam Kültür Mirasında Hat Sanatı” gibi eserleri bulunuyor.

Bol ödüllü yönetmen

1959′da İstanbul’da dünyaya gelen Nuri Bilge Ceylan, lise yıllarında fotoğraf ile ilgilenmeye başladı. 1993 yılında ilk kısa filmi olan ‘Koza’yı çekti. Ardından üç uzun metrajlı film: Kasaba (1997), Mayıs Sıkıntısı (1999) ve Uzak (2002). Bu filmlerde Ceylan yakın arkadaşlarına, akrabalarına ve ailesine rol verdi. Görüntü yönetimi, ses dizaynı, yapımcılık, kurgu, senaryo ve yönetmenlik yaptı. Uzak, 23′ü uluslararası olmak üzere toplam 47 ödül alarak Türk sinemasının en fazla ödül kazanan filmi oldu. ‘Üç Maymun’ ile geçen yıl Cannes Film Festivali’nde ödüle layık görüldü. Sinemanın yanı sıra fotoğraf sanatı ile ilgileniyor.