Osmanlı’dan Günümüze Elitler ve Din – Kemal H. Karpat

18 December 2009 Yazan Yönetici  
Kategori Aksiyon, Düşünce

İnanca ’seçkin’ bakışı

Sedat Gülmez

Tanzimat’tan günümüze süregelen laiklik ve elitler tartışmasına dair Kemal Karpat’ın fikirleri…

‘Osmanlı toplumsal yapısı, tarihsel olarak inancın ve devletin özerk yetki alanlarına sahip olduğu kendine has bir ‘laiklik’ anlayışı üretmişti. Osmanlılar, etnik ve dinsel olarak karmaşık bir toplumu idare ederken bir yandan da Müslüman kalmayı başarabilecekleri bir yola ihtiyaç duyuyorlardı. Çözüm, belli başlı her gayrimüslim grubu bir millet olarak düşünmek ve her birine kendi inanç, dil ve aile ilişkileri konusunda eksiksiz bir özgürlükten yararlanmalarını sağlayacak mutlak bir özerklik vermekti.’ Bilhassa Cumhuriyet sonrası siyasi tarihimiz hususunda otorite kabul edilen Kemal Karpat’ın Türkiye’nin selefi Osmanlı’ya dönük laiklik bakışı bu minvalde.

Türkiye’nin laikleşme süreci ve bu düsturun devlet nezdinde temel unsurlardan biri kabul edilmesi senelerdir tartışılıyor. ‘Kişiler mi laiktir, devlet mi! Laikliği kabul etmek doğru mudur, değil midir!’ gibi, kemikleşmiş ikilemleri ortaya koyan sorulara zamanla modern dünyada laiklik daha mı sert uygulanıyor, yoksa daha özgürlükçü mü! Gelinen aşamada bu suallerin cevabı ana hatlarıyla insanların inançlarını ezmeden yürütülen laiklik noktasında cevabını buluyor. Karpat Hoca’nın Timaş Yayınları’ndan çıkan “Osmanlı’dan günümüze Elitler ve Din başlıklı eseri laikliğe dair, kökleri Tanzimat devrine kadar inen tartışmaları farklı bir bakış açısıyla ele alıyor.

Eserin bünyesindeki ana bakış açısına değinirsek karşımıza şunlar çıkıyor: ‘Tanzimat döneminde kırsal kesimde, devletten nispeten bağımsız ve mevki sahibi olmayan ulema arasında yeni bir dinî liderler kuşağı ortaya çıktı. O güne dek kâh statükonun korunmasıyla, kâh toplumsal ve siyasal değişimi İslami açıdan meşrulaştırmakla meşgul olan ulema kesiminin içinden çıkan bu yeni zümrenin toplumsal konumu, yeni oluşmaya başlayan Osmanlı orta sınıfıyla paraleldi bundan böyle. Ve bu paralellik, Osmanlı-Türk siyasal tarihini derinden etkileyecekti. Neticede Cumhuriyet Türkiye’sinde modernite ve laikliğin yol haritasını hem devlet, yani askerî ve sivil bürokrasi hem de mahalli eşrafın liderlik ettiği siviller belirledi.’ Kitap son yüz elli yıllık süreci farklı görmek isteyenlere bu imkânı da ayrıntısıyla sunuyor.