Şiir Okuma Kılavuzu – İsmet Özel
Yazan: Ahmed Hamza ŞAHİNBEY
Yazı Kaynağı: Nakkasiye.com
İlk şiir kitabını çıkarmış bir öğretmen abimize şiirle ilgilendiğimi, bir şeyler karaladığımı söylediğim zaman bana bil umum “ikinci yeni” şairlerini, Sezai Karakoç ve İsmet Özel gibi şairleri okumamı hararetle önermişti. Bu şairlerle ilgili ne kadar kitap varsa alıp okumamız bir gereklilik gibiydi. Tabi o zaman kitaba bütçenin önemli bir kısmını ayıran biz ipini koparan öğrenci gibi kitapçıları taramaya girişmiştik. O günlerden elime geçen “Şiir Okuma Kılavuzu” şimdilerde yeniden İsmet Özel’in çehresi ve siyah kapağıyla kitaplıkta yeniden karşıma dikildi. Kitabın bizde bıraktıklarını şöyle bir geçelim dedim şiirle ilgilenenler için. Buyrun.
Kitabı aldığım zaman içinde şiirlerin incelendiği, mısraların birbirleriyle karşılaştırıldığı, çarpılıp çözümlendiği yazılar beklediğimi saklayamam. İsmet Özel ismini gördüğüm için de kitabı açıp bakma ihtiyacı duymadığımdan ilk okumam küçük çapta bir sürpriz oldu benim için. Zaten arka kapaktaki “şiir gençlik yıllarımda üzerine titrediğim bir şeydi; bugün ise şiirin üzerine titrenilecek bir şey olduğunu kavrayabilmek için ayrıca bazı titizlikler gerektiğini anlıyorum. Bu anlayış içinde Türkiye’deki şiir okuyucusunun karşısına şiir üzerine bir metinle çıkabilme yürekliliğini buldum” yazısını da okuyunca işte aradığımı buldum diyorsunuz.
Özel daha çok şiir üzerine düşündüklerini, şiirin sorunlarını ve genel manada “şiir nedir!”i okuyucunun gözleri önüne seriyor. Daha çok şiir üzerine dememizin nedeni ise denemeler şeklinde yazılan bu kitabın İsmet Özel’in düşünür kimliğini de bariz şekilde ortaya koyması, örneklemesi bakımından da dikkate değer okumaların mekânı olacak kalibrede bir kitap. Şiir yazmak, şiir üzerine yazmak düşüncesinde olanların okuyup, anlamaları gereken bir eser.
Tüm bunları söyledikten sonra yadırgadıklarımdan bahsetmezsem zannediyorum tanıtım yazısına ihanet etmiş olurum. Her seferinde Türklüğünü bas bas bağıran Özel “Elmanın kalbine eşelek diyen biz Türkler” adlı denemesine nedense yansız bakamıyorum. Zira sanki aşağılama havası var yazıda. Kendine Türkçü deyip de Türklere barbar diyen başka şair var mıdır acep. Bilmiyorum fakat araştırmam gerekiyor. Varsa bildiğiniz beri gelin.
Ayrıca Türkçesi yazılan bir durum ve yahut kelimenin yanına parantez içerisinde İngilizcesi, Fransızcası, Arapçasının yazılması neden bana gereksiz geliyor. Bu tür şeyler nedense ters gelmiştir bana çok kere. Anlamadığım bunun ne için gerektiğidir. Yazar çok şey bildiğini mi göstermeye çalışıyor yoksa bilmediğimiz başka bir gerekçesi mi var. Bu son örneklem yalnızca Özel için değildir. Tek seferde isimlerini sayabileceğimiz birçok akademisyen yazarımızın yazılarında fark etmişimdir bunu. Neyse anlayacağız inşallah bir gün.
“Şiir Okuma Kılavuzu” olmadan şiir okuyabilirsiniz elbet.
“Şiir Okuma Kılavuzu” ile de şiir okuyabilirsiniz elbet.
“Şiir Okuma Kılavuzu” ile de şiir okumalısınız elbet.
okudu! bilin deyu bildirdi!
Kitabım Çıktı Alınmayın – Hüseyin Akın
Yazan: Ahmed Hamza ŞAHİNBEY
Yazı Kaynağı: Nakkaşiye.com
Benim bir diğer şair adaşıyla fazlaca karıştırdığım Hüseyin Akın’ın Lamure Yayınlarından çıkan “Kitabım Çıktı Alınmayın” isimli deneme kitabı ilgi çekici başlıklarıyla okuyucuyu kendine çeken, güncel ve beni oku diyen yazılara sahip.
Bende alışkanlık olduğu üzere varsa eğer kitaba ismini veren yazıyı içindekiler kısmından arar ve onu okurum öncelikle. Bu kitapta böyle bir deneme mevcut. Kitabım çıktı alınmayın isimli denemenin bir kısmı arka kapağa alıntılanmış durumda.
Kitabı elimize aldığımızda alıp almamakta kararsız oluruz ya almak için bir işaret ararız. Acaba alsam pişman olur muyum diye sorarız kendimize. Bundan dolayı sağında solunda gördüğümüz yazıları okumaya koyuluruz. İşte böyle bir durumda arka kapakta okuduğumuz yazı genelde imdadımıza yetişir. Adeta kitap için referans olur bize.
Okuduğumuz bu yazı kitabı almamızın haklılığını da gösterecektir bize. Ben de sevmiştim işin doğrusu. Tabi şunu da belirteyim. Derkenar Dergisiyle birlikte veriliyordu kitap. Derkenar dergisinin diğer sayılarını da bulma isteğimi kamçılamıştı bu nedenle. İşin doğrusu Hüseyin Akın’ı da bu kitapla tanıdım. Hayata hangi yönden baktığını az da olsa çıkarma imkânım oldu.
Neden bu kitaptan söz açtığıma gelince kitap okuma oranları hangi düzeydedir bilemem ama benim okuduğum kitap eğer hoşuma gittiyse, sevecen duruyorsa kitap okuyucusuna görüşümü bildirmek borcumdur. Gördüğümü göstermek isterim.
Eğer okuduğum kitap bana zaman kaybından başka bir şey vermemişse, onu da okuyucuya bildirmek elzemdir.
Hüseyin Akın’ın dilinden söyleyecek olursak “havalanan fikir kâğıda düşmeye görsün bir kez, uçma yetenek ve kudretini yitirerek kişiye özgü hale gelip evcilleşir”.
Evet, Akın bu kitapta da gördüğümüz üzere hoş, dinlendiren, akıcı bir dil ile, sağlam bir mecrada bildiğini bildiriyor. Şairler için söyledikleri de dikkate değerdir. Der ki: “şairin bu dünyada bulunuş hali yanlış yerde indirilmiş yolcunun hali gibidir. Bakışlarında ve yüreğinde tamamlanmamış mesafenin boşluğu vardır.”
ÖNEMLİ NOT:
Bu kitabı alsınlar parantezi içerisinde sonuna üç nokta gelmek kaydıyla şunları sayabiliriz: “Kırkından sonra yazanlar” “Okuduğu şiirden ses alamayanlar” “Pazar kirliyse pazarlıkta kirlidir” sözüne katılanlar “Kızım seni şaire vereyim mi!” diye kara kara düşünenler “Suratını her duyduğuna asanlar” “Gidecek yeri olmayan okuyucular” “Dört yanlış bir doğruyu nereye götürüyor diyerek” efelenenler “Necip Fazıl bitanedir” gibi farklı soru cümleleri ve sade cümlelerle ses verenler ve bil umum okumayı bilenler için bu kitabı almalarını öneririm. Alınız ve ulaşabileceğiniz bir yerde saklamayınız, açıkta kalsın.
Kimler almasınlara gelince: Hüseyin Akın bir kitap daha mı çıkarmış ya! Diyerek alınanlar kitabı almasın…
okudu! beğendi! bildirdi!





